top of page

Neden İyileşme(me)liyiz?

  • Yazarın fotoğrafı: Sbazel
    Sbazel
  • 4 Oca 2023
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 24 May 2024

Yazıya başlamadan önce, kendi dilimden bir tanımlama yapayım: İyileşme, kişinin fiziksel, duygusal veya psikolojik olarak bir rahatsızlıktan toparlanmasıdır. İyileşme, insanların daha mutlu, daha sağlıklı, ve daha verimli bir yaşam sürdürebilmeleri için önemlidir. Bu süreç, aynı zamanda hayatında olumlu değişiklikler yaratır ve yeni fırsatlar sunar. İyileşme yolculuğunuza başlamak için kendinize zaman ayırın, ihtiyaçlarınızı ve isteklerinizi belirleyin ve profesyonel bir yardım alarak veya kendi başınıza çalışarak, ilk adımınızı atın.


Alıntı yapmayı çok seviyorum çünkü bazen ilginç bir şekilde başkalarının kelimeleri en doğru şekilde ifade eder hislerimizi. Bu nedenle okuduğum, dinlediğim bazı şeyleri sık sık paylaşacağım.


Bugünkü başlığımız neden bu kadar önemli? Hekim olarak; Turizm hekimliği, acil servis hekimliği, cerrahi servis hekimliği... çeşitli dallarda çalışma fırsatı buldum ve iyileşen ve iyileşmeyen yüzlerce hastaya tanıklık ettim.

İyileşme sürecinde en çok dikkatimi çeken şey, hastalardan; hastalığın ağırlığına bakmaksızın süreci kabullenen, gerekenleri yapan ve en iyi yardımı almak için uğraşan kişilerin, genellikle tamamen iyileşmeleriydi. Bu gözlem, beni iyileşmeye etkili faktörleri araştırmaya itti.

İlk etapta iyileşmeye etkili faktörleri; ilaç, çevre, genetik, mikrobiyota, kişilik, psikloloji, moleküller ve elementler.... gibi hep ayrı ayrı ele aldım. Sorunun çözümünü birinde veya birkaçının kombinasyonunda olduğunu düşündüm. Fakat verileri değerlendirdiğim bakış açımı bir adım geriye aldığımda, tüm bu faktörlerin bir bütün olduğunu ve bozulanın bu bütünün dengesi olduğunu gördüm.


hipokrat
"Bir hastalık, vücudunun doğal denge ve uyumunu kaybetmesidir. İyileşme ise bu dengeyi tekrar sağlamaktır."
-Hipokrat







meyan bitkisi

Meyan Bitkisi



Bu yazımda çok fazla makale paylaşmak istemiyorum; ama okuduğum müthiş bir çalışmanın küçük bir özetini paylaşmadan geçemeyeceğim. Hayvanlar üzerinde genel yaşam kabiliyetlerini ve stress seviyelerini inceleyen, ölçen psikolojik ve fizyolojik bir test yapılıyor. Stress seviyeleri düşükten yükseğe doğru 0-1-2-3-4 şeklinde sınıflandırılıyor.(Yani 4 en yüksek, 0 en düşük stress seviyesi) Ve yaşama konusunda en başarılı grubun bariz şekilde "1" seviyesindekiler olduğu gözüküyor. Evet ilk bakışta "0"'ın çıkmaması garip gözükebilir; fakat canlılara baktığın zaman anlaşılır bir şey olduğunu anlamak çokta zor gelmiyor.

İnsanın da bir canlı olduğunu hatırlatarak, bizi geliştiren evrim sürecimizdeki stress seviyelerimizdir diyerek neden "1" olduğuyla ilgili cevabıma başlamış olayım.

Evrim dediğimiz değişim sürecinin mükemmel koşullarda olması beklenemezdi, ihtiyaca binaen sürekli değişti, ihtiyacı doğuran bize zarar vermiyecek optimal stress koşuluydu. Bu stress faktörü her şekilde olabilir fakat bizdeki etkisi (seviyesi) tatlı bir şekilde değişimimize devam ettirecek şekilde olmalıydı.

Hayat bir değişimdir, bu değişime ayak uydurmak sürekli değişmek güncellenmek, gelişmek bizi biz yapan bir şey. O zaman bu değişim sürecini en iyi şekilde atlatmak istiyorsak, mevcut hayatımızdaki stress seviyemizi optimal bir seviyeye almalıyız. Çok fazla stress mevcut hayat indekslerimizi bozuyorken, olmamasıda güncel durumlara adaptasyon yeteneğimizi bozuyor. İşte bunların hepsini yaparken yani problemlerin olduğu bir yerde onu fark edip çözümü konusunda kararlı tepki(stress) vermek denge hali değil midir? En azından kendi hayatımı yorumlarsam, sorunları öteleyip görmezden geldiğim, umarsızlığımın, boşvermişliğimin tavan yaptığı dönemler yani stress seviyemin 0 olduğu zaman aralıklarında hiç gelişmediğimi, iyi olmadığımı görüyorum. Aynı kötülük hali çok stressli olduğum kaygı ve depresyonun pik yaptığı dönemler için de geçerli.

Platon
"İncelenmemiş bir hayat, boşa yaşanmış bir hayattır;
Boşa yaşanan hayat, en kötü yaşam şeklidir"

-Plátōn









Peki inceleyelim birazcık, en azından şuan için iyileşme-yi



çocuk, at, tilki, köstebek

"Eğer sizde öz şefkate bir şans vermek isterseniz

Bir dahaki sefere acı ziyaretinize geldiğinde

Ondan kaçmak, onu dönüştürmeye çalışmak veya

Acı çektiğiniz için kendinize kızmak yerine

Belki bu üç şeyden yararlanıp, elinizi götürüp kalbinizin üzerinde

Acınıza da yüzünüzü dönüp, kendinize;

Şuan zor bir an, kendime nasıl yardımcı olabilirim diye sorabilirsiniz

Bu soru yumuşak olduğu kadar cesurdur da aynı zamanda

Çünkü acının varlığını kabul etmek, ona yer açıp onunla birlikte harekete geçmek

cesaret gerektirir

Öz şefkat hem nezaket hem cesarettir

Öz şefkat herkesin acı çektiği, acını kaçınılmaz olduğu bu hayatta

kendi kendimize destek çıkmaktır "


-Zeynep Selvilili




Çok sevdiğimin bir bilgeye öğrencisi soruyor:


" Bugüne kadar söylediğin en cesurca şey nedir?

-Yardım!

-Yardım isteyin, yardım istemek pes etmek değil, pes etmekten vazgeçmeyi reddetmektir."


Peki acı kaçınılmaz, en azından benim için. Altını dolduramadığın bir şekilde; Hiç bir problemin olmadığını ifade etmek, mevcut problemleri görmezden gelmek değil midir?

Peki kendimize dürüst olmamız gerekmez mi?


Solili Chrysippus





"İnsanların mutluluğu, düşüncelerinin doğru olmasına bağlıdır."



-Solili Chrysippus








Bence gerekir, hatta bana göre en az dışarıya olduğun kadar kendine olmalısın.


"Dışarıdan bir etkiyle başına bir şey geldiği için üzülüyorsan aslında üzüldüğün şey o değil, ona dair yargındır ve bu yargıyı da ortadan kaldırabilirsin. Eğer seni üzen şey karakterinden kaynaklanıyorsa, ona dair yargını değiştirmene ne mani olabilir ?

Benzer şekilde, eğer seni üzen, sana sağlıklı ve doğru gelen bir eylemi yapmamaksa, neden daha fazla çabalamak yerine üzülüyorsun? "Ama yolumda daha güçlü bir engel var. "Öyleyse üzlüme , çünkü bu eylemi yapamamanın kabahati sende değil. "Ama bu işi yapmazsam, hayata yaşamaya değmez" Öyleyse aynı eylemi gerçekleştirdikten sonra ölen biri gibi, sen de yoluna çıkan engelleri memnuniyetle karşıla ve memnun ayrıl yaşamdan"



Yukarıda bahsettiğim araştırmada "1" grubu stress seviyesinde bulunanan canlılar;

Sorunların olduğunu kabul eden ama bunu mümkün olduğunca en minimal seviyede tutabilen, gerçeklerle bağını yitirmemiş, fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan başarılı canlılardır.

Sadece iyi olacağına inanmak yetmiyor malesef, gerçeklerle de bağı koparmamak gerekiyor. Stresi (Hayata dair her şey) silemezsiniz; fakat yönetebilirsiniz. Nasıl mı, bir sürü yolu var ve sırayla hepsinden bahsetmeye çalışacağım. En azından şimdi stresi nasıl yöneteceğim diye anksiyete yapmayı bırakıp "anın" keyfini çıkarın.

Aşağı bir kaç şey bıraktım :)






+


Sevdiğiniz bir kupada güzel bir kahve + Sevdiniz bir dostunuzla güzel bir sohbet :)



Bu yazının devamı gelecek!


Geldiiii





Yorumlar


bottom of page